-Modern çağın kurbanı olan bir genç; Alex. Hırsızlıktan, zorbualıktan, tecavüzden zevk alan çetenin lideri, Beethoven hayranı. -
Toplumun onayladıklarının dışında hareket ettikçe sıfatın bellidir. Bir kediye fare yediği için kötü diyemezsin, bu herkesçe absürd gelir lakin bir seri katil veya hain bir liderin kendi yaptıkları bu seçim, gerçekten kötüyü seçme anlamında mıdır? Ya da yetiştiği ailesinin, gördüğü olayların, oynadığı arkadaşlarının etkisinde mi o kişi olmuştur? Bize verilen seçim hangi seçimlerin arasından gelmiştir? Seçim sınırlı mıdır gerçekten?
Seçim bulunan ortamdan , dönemden, olaydan etkilenerek yapılır. Bize sunulan seçim sadece bir torbanın içinde bulunan sayılı kağıt parçasıdır. Amma velakin milyonlarca torba vardır gerçekte.
Bir kedinin fare yemesi, bir insanın fare yemesinden ne kadar daha çok normal olduğu bellidir. Bir yargıyı ne kadar çok tekrar ettikçe, bunu birçok insana doğru olduğunu kabul ettirdikçe o yargı herkesçe doğru olabilir. En fazla doğru kabul edilen şeyler daha fazla insana kabul ettirilebildiği içindir. Peki herkesçe kabul edilen şey gerçekten doğru olabilir mi? Tüm doğrular gerçekten şu zamana kadar sadece alışılagelmiş şeyler midir yoksa?
Hükumetin insanların özgürlüğü satması için sakin yaşamı önümüze sunması, tek amacın huzurlu bir yaşam olması, ülke ve gelecek nesil için çalışmak toplumun kabul ettiği doğrulardır. Dışına çıkılmadığı sürece o refah yaşam biçiminin bozulması neredeyse imkansızdır. Bu doğrular bizim yaşamımız için değil hükumetin yaşamı içindir aslına bakılırsa.
Alex seçim yapmaktan alıkoyulup, toplumun onayladığı eylemlerin dışına çıkamayan, istese de bunu yapamayan bir genç olduktan sonra, insanlıktan çıkar hale geliyor. Sadece iyilik yapan bir makineye dönüşüyor. Bunu bu hale getiren ise baskıcılığıyla böbürlenen bir hükumet.
Küçük bir makine olarak işlemeye devam ettikçe, toplumda huzur kaçırmazsın. Amacını en alt düzeye düşürdükçe, kim olduğunu dahi unutabilirsin. Kendinden, varlığından ne kadar uzaklaştıkça o kadar mutluluğa yakınsındır. O mutluluk ise senin değil toplumun mutluluğundan başka bir şey değildir.
Bilgisayar oyunları, akıllı telefonlar, modern çağın aletleri, makineleri bize verilen küçük bir aletin içinde yaratılan amaçlarla dolu. Boş bir camın ötesine bakıp hayal dünyasına gidip bir amaç yaratmaktan farksız.
Amaç yaşama devam edebilmek için en büyük nedendir. Büyük bir amaç belki. Dünyayı gezmek gibi. Belki de bir oyunda seviye atlamak. Fakat ulaşılması mümkün şeyler etrafında amaçlar kuruluyor. Kim varlığının amacını, bu yaşamın amacını öğrenmek istiyor ki? Kim bunun uğrunda tüm yaşamını verebilir?
Sonlardan korkan yaratıklarız. Kendi yarattıklarımız için de yaşıyor, amaçlıyor, ölüyoruz. Kendi yarattıklarımız için de savaşıyoruz, cezalandırıyor, ödüllendiriyoruz. Etrafımıza bir daire çiziyor ve dairenin içinde debeleniyoruz. Bir hayat bundan ibaret hale gelebiliyor.
Tüm hayvanların en zekisi, en trajik bir yaşamı sürdürüyor. Düğümünü hem kendi atan hemde kendi çözemeyen bir çocuk gibi.
İşte bu yüzden Alex'e şu cümlesinde hep hak vermişimdir:
"Eee, ne olacak şimdi ha?"


