Güzel görünümlere ihtiyaçtık. Kendimiz ve sahipleneceğimiz şey için. Bir şeye ait ve bir şeyin bize ait oluşu toplumda yer kazanabilmişlik hissini verdikçe doyumsuzluğumuz beliriyor. Daha fazla tatmin olmaya ve bu sebeple daha iyisini aramaya başlıyorduk. Hiçbir zaman yerimizden, zamanımızdan, bulunduğumuz andan memnun olamıyor ve bunun sonucunda daha iyi bir yer, daha iyi bir zaman, tadını doyasıya çıkaracağımız anın peşine takılıyoruz. Buna inandıkça acıya maruz kalmış zavallılara dönüşüyoruz.
Bu zavallı susuyor, ama bulduğu hiçbir suyun berraklığı onu memnun etmiyor. Bu sebeple her an daha susuz kalıyor. Peki susuz kalmaya değecek mükemmelik var mıdır? Mükemmeli aramak dibi olmayan bir kuyuya düşmek gibi. Ve daha çok zirvesi olmayan bir dağa tırmanmak gibi.
Bırakalım ardının ardını, biz olanı yaşayalım. Yaşamak için geç kalmadan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder