Arkadaş hatırına dilimi kestim; 'Ne bu boğaz, nedir bu konuşan?' diyerek. Baktım ki dilini ehlileştiremeyen, yolunu ve özünü asla terbiye edemez; meğer insan en büyük eziyeti kendine edermiş sorulmadan verilen cevaplarla...
Sonra yine bir arkadaş hatırına; yersiz konuşmalarımı, cevapsızlıklarımı ve o susuşlarımı gördüm. İfade edemeyişimin bende bıraktığı o hüznü fark ettim. Şifanın kendisi bana benden el sallarken görememiştim; kendimi taş duvar, sadece kuru bir kemikten ibaret sanmıştım.
Oysa bir de baktım ki kendime; bendeki o kemik cama dönüşmüş. Kırılganlığın da ötesinde; kapaksız, eklemsiz, dişsiz bir hal eylemiş kuluna, bedenine... Velev ki tamam, öylece dursun; ama bu çok yorulmuş bedenimi, ruhumun o sınırsız yapısına daha fazla kurban etmeyeyim be!
Geldim nihayet, buradayım. Zehrim artık sadece zehir, şifamsa sonsuz.
Mutlak uyum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder